TİYANŞAN

Ükücülüğü ve Ülküdaşlığı Tatmak İçin...
 
Anasayfa::.ANASAYFA.::SSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yapBAŞBUĞ

Paylaş | 
 

 YUSUF İMAMOĞLU

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
cCcebru28cCc
TUĞGENERAL
TUĞGENERAL
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 152
Yaş : 28
NERDEN : Berlin
İŞ/HOBİLER : Öğrenci
KİŞİSEL MESAJ : ...Tanri Dagi Kadar Türk, Hira Dagi Kadar Müslüman...
Kayıt tarihi : 04/08/08

MesajKonu: YUSUF İMAMOĞLU   Ptsi Ağus. 18, 2008 10:29 pm

YUSUF İMAMOĞLU, 8 HAZİRAN 1970



Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailece Bursanın İnegöl ilçesinde oturuyor, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü son sınıfta okuyordu.
Fakülteye sokulmayan Ülkücü Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinin karnelerini imzalatmak üzere okuluna gittiğinde, Vural Yıldırımoğlu, Yusuf Kayabaşı, Ali Menekşe, Feridun Şakar ve Vahram Apik isimli komünist anarşistlerin öncülüğünü yaptığı silahlı grubun yaylım ateşine maruz kalarak ağır yaralandı.
Okulun dışında gruplar halinde toplanan komünist militanlar, ambulansı içeri sokmadıkları için hastahaneye zamanında götürülemeyerek kan kaybından şehit düştü.
Cenazesi, Bursa Emirsultan Mezarlığına defnedildi.
Şehit olduğu zaman cebinden 35 kuruş para çıkmış ve otopsi sırasında da üç gündür hiç bir şey yememiş olduğu tesbit edilmiştir.


YUSUF İMAMOĞLU DA ŞEHİT DÜŞTÜ

"Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." Başbuğ Türkeş (8 haziran 1970 Marmara Öğrenci Lokali)

İstanbul Ülkü Ocaklar Birliğinin önde gelen alperenlerinden olan İmamoğlu, yiğitliği, gözüpekliği, komandoluğuyla tanınmış ülkücü öğrenci Yusuf İmamoğlu, 8 Haziran 1970 günü komünistlerin işgali altında bulunan Edebiyat Fakültesinin koridorlarında silahlı kızıl bir çetenin saldırısı sonucu aldığı kurşun yaralarıyla şehit düşüyordu.
Şehit İmamoğlunun yapılan otopsi raporundan 24 saattir yemek yemediği açıklanıyordu. Cebinden ise 35 kuruş para çıkıyordu. O ne burjuva bir ailenin sosyetik çocuğu, ne de Amerikan ve yabancı kolejlerde okuyan batı kültürüyle yetişmiş fakirlik ve fukaralık edebiyatı yapan sosyalistlerin züppe çocuğuydu. O Bulgaristandan Türkiyeye gelen yoksul bir ailenin evladıydı.
İmamoğlunun şehit düşmesini müteakiben binlerce ülkücü öğrenci İstanbul sokaklarında protesto gösterilerinde bulundu.
Yusuf İmamoğlunun şehid edildiği günün akşamı MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş Marmara öğrenci yurdunda bir konferans vermiş ve Yusuf İmamoğlunun şehadetine temasla: "Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlunun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." demişti.
İki bini aşkın dinleyice hitap eden Türkeşin konuşması sık sık, "Kan... Kan... İntikam... İntikam.." sözleriyle kesilmiştir. Türkeş bu sözlere karşılık: "Komünistler milliyetçi bir gencimizi daha kahpece vurdular. O, Türk Milletinin edebiyete kadar intikal etmesi davasını savunan bir gençti. Davası uğrunda, vatan ve millet yolunda şehit oldu. Bizim inaçlarımıza göre, o, en yüksek mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştı. Dün benim bir Yusufum vardı. Bu gün hepiniz Yusufumsunuz. O, bu din için, millet için bu vatan için can verdi. Ona kurşu sıkan ellere, ona fırsat veren kafalara lanet olsun." demişti.

YUSUF İMAMOĞLU

Emine Işınsu, Devlet, 15 Haziran 1970, Sayı : 63

600 yıl süren o muhteşem destanın dirilmeğe başladığı yeşil Bursamızdanmış: İnegöl kasabasında doğmuş. Öyle de fakirmiş ki, su satarak okumaya çalıştığı zamanlar bile olmuş... Yüreğinin bir köşesinde Kara Osman Beyin akıllığını ve Sultan Muratın merhametini yerleştirmiş. Millet düşmanları Onu, altı aydan beri hep tehdit edermiş, yine de silah taşımazmış. Öldürüleceği sık sık aklından geçermiş ama, vurmağa kıyamazmış....
Henüz gencecikti, taze bir fidan gibiydi; büyüyecek, kocaman bir çınar olacaktı. Bırakmadılar! Şimdi yüreğime kurşun misali bir ağırlık çkmüş, çaresizliğimin acısında boğulacak gibiyim. Önümdeki kağıda da, kalemimin ucunda çırpınan kelimelere de kahrediyorum. Emine bacısı, İmamoğlu kardeşinin şehitliğine ağıt yazacak ama neye yarar ki! Memleketin yüksek mefaatları diyoruz; kardeş kavgası felaket getiri, diyoruz; "siz de vurun!.. demeğe dilimiz varmıyor!" Peki, ne yapacağız? Milletimizin belki de son umudu genç yiğitlerin yıkılışlarını seyrederek zaman mı tükedeceğiz? Ve yaşamaktan utanmıyacak mıyız?
Doğrudur tabii, kardeş kavgası felaket getirir. İyi ama, "kardeş" nerede ki! Yusuf İmamoğluna kıyanlar, bırakın kardeşliği, herhangi bir düşmanın haysiyetinden bile uzaktırlar! İmamoğlunun şehit düşmesi olayında öyle müthiş bir hainlik var, öylesine anlaşılmaz ve anlatılamaz. Bir kin var ki, vahşetin her türlüsünü mumla aratır. Gazetelerde okuduğum vakit inanmak istememiştim; sonra araştırdım, meğerse doğru imiş: İmamoğlu, hemen ölmemiş. Çevresinde yavaş yavaş büyüyen bir kan gölcüğü yatıyormuş. Hastaneye haber salınmış, derhal ambulans göndermişler ve birileri çıkmış, fakültenin kapılarını tutmuş, ambulansın yanına gitmiş, can kurtarmaya gelenleri önce paylamış, sonra da kovmuşlar! "Kim çağırdı sizi, demişler, ihtiyacımız yok, dönün!" Ve yiğit Yusuf, öz vatanın da garip Yusuf, kanını tükete tükete dünyasını değiştirmiş. Canavarlık mı bu o bile değil! Çirkin, küçültücü, insanı insanlığından utandırıcı bir şey!
Affet beni Allahım, kulun böylesini niye yarattın! Ölmenin vazife öldğrmenin hak sayıldığı tek yer savaş meydanlarıdır. Ve savaşta, yaralı düşmana silah çekilmez, hemen tedavisine koşulur. Sağlık ekiplerinin yardımını önlemek savaş kanunlarında bile suçtur. Ve İmamoğluna yapılanlar, aslında açık bir işarettir. Beyni yıkanmış bir zümrenin, insanlık ölçülerinde tamamen saptığını gösterir. İmkan ve fırsat buldukları vakit, Lenin ve Mao sosyalizmi ardına nasıl bir kavga vereceklerini gösterir. Ders bir değil çoktur, gizli değil, açıktır. İbret almakta gecikilmesine tahammül yoktur.
İmamoğlunun artık bize ihtiyacı kalmamıştır. Şimdi o, Bir hilal uğruna" batan "güneşler"in yanındadır. Şehit kardeşi Süleyman Özmenle eleledir. Yüreğimizdeki acı Süleymanlardan, Yusuflardan gelir ama, endişemiz cümle Bozkurtlar içindir; Türklüğün son bağımsız kalesi bu mübarek topraklar içindir... Gayri söze ne hacet..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
YUSUF İMAMOĞLU
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Yusuf Güney 28 Şubat Trabzon Konseri
» Iranli Sahara Ve Yusuf :D
» Yusuf Güney Bursa Konseri
» Yusuf Güney Haziran-Temmuz Yaz Konserleri Takvimi
» Yusuf GÜNEY'e Mesajını Yolla !!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TİYANŞAN :: ÜLKÜCÜ HAREKET :: ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER-
Buraya geçin: